Tarih: 03-20-2010, 10:02 PM Sitemize Hoşgeldiniz. (Oturum AçKayıt Ol)

Konuyu Gönder  Mesaj önizleme 
 
Konuyu Değerlendir
  • 2 Oy - 2 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Aşık Veysel Satıroğlu
Yazar Mesaj
Azərbaycan Çevrimdışı
Elçibəy
*
Kurucu

Mesajlar: 6,518
Katılım: May 2008
Karma Puanı: 10
Mesaj: #1
Aşık Veysel Satıroğlu
VEYSEL SATIROGLU NUN HAYATI



Veysel Satiroglu, 1894?te Sivas?in Sarkisla ilçesine bagli Sivrialan köyünde dünyaya geldi Veysel?in dünyaya gelis öyküsü, Anadolu köylerinde hemen birçok çocugun yasadigi olagan bir dogum biçimidir Ama, bugün özellikle disaridan bakanlar için ilginçtir, olagandisidir Anlatmak gerekirse, annesi Gülizar Ana, Sivrialan dolaylarindaki Ayipinar merasinda koyun sagmaya giderken sancisi tutmus, oracikta dünyaya getirmis Veysel?i Göbegini de kendisi kesmis, bir çaputa sarip yürüye yürüye köye dönmüstür



Veysellere yörede ?Satirogullari? derler Babasi ?Karaca? lakapli, Ahmet adinda bir çiftçidir Veysel?in dünyaya geldigi siralar, çiçek hastaligi Sivas yöresini kasip kavurmaktadir Veysel?den önce, iki kiz kardesi çiçek yüzünden yasamlarini yitirmistir



Yedi yasina girdigi 1901?de Sivas?ta çiçek salgini yeniden yayginlasir; o da yakalanir bu hastaliga O günleri söyle anlatiyor: ?Çiçege yatmadan evvel anam güzel bir entari dikmisti Onu giyerek beni çok seven Muhsine kadina göstermeye gitmistim Beni sevdi O gün çamurlu bir gündü, eve dönerken ayagim kayarak düstüm Bir daha kalkamadim Çiçege yakalanmistim Çiçek zorlu geldi Sol gözüme çiçek beyi çikti Sag gözüme de, solun zorundan olacak, perde indi O gün bu gündür dünya basima zindan?



Bu düsmeden sonra Veysel?in bellegine bir de renk isler: Kirmizi Düserken büyük bir olasilikla elinde siyrik oluyor, kaniyor Bunu esi Gülizar Ana söyle anlatiyor: ?Bilinmez degilsin, renklerden yalniz kirmiziyi hatirladi Gözleri gönlüne çevrilmeden önce, yani çiçek hastaligina yakalanmadan önce düsmüstü Kan görmüstü Kanin rengini hatirlardi yalniz Kirmiziyi Yesili de elleriyle bulur ve severdi?



Sag gözünün görme sansi varmis, isigi seçebiliyormus bu gözüyle o siralar Yalniz yakinlardaki Akdagmagdeni?nde doktor varmis Babasina ?Çocugu Akdagmadeni?ne götür, orada gözünü açacak bir doktor var? demisler Sevinmis babasi



Ne var ki, olumsuzluklar yakasini birakmamis Veysel?in ?Bir gün inek sagarken babasi yanina gelmis Veysel ansizin dönüverince; babasinin elinde bulunan bir degnegin ucu öteki gözüne girivermis O göz de akip gitmis böylece?



Ali adinda bir agabeyisi ve Elif adinda bir kizkardesi varmis Veysel?in Tüm aile çok üzülmüs, günlerce gözyasi dökmüs bu hale Bundan böyle bacisi elinden tutarak gezdirmeye, dolastirmaya baslar Veysel?i Gittikçe içine kapanmaktadir Veysel Emlek yöresi olarak adlandirilan Sivas?in bu âsigi/ozani bol diyarinda, Veysel?in babasi da siire merakli, tekkeyle içli-disli biriymis Veysel?in dertlerini birazcik da olsa unutacagi bir ugras olsun diye bir saz verir eline Halk ozanlarindan da siirler okuyup, ezberleterek avutmaga çalisirmis oglunu Ayrica yöre ozanlari da zaman zaman babasi Satiroglu Ahmet?in evine ugrar, çalip söylermis Merakla dinlermis bunlari Veysel Komsulari Molla Hüseyin de sazini düzenler, kirilan tellerini takarmis



Ilk saz derslerini babasinin arkadasi olan Divrigi?nin köylerinden Çamisihli Ali Aga?dan (Âsik Alâ) almis Kendini de iyice saza vermis; usta mali siirlerden çalip söylemeye baslamis Karanlik dünyasini aydinlatan ozanlar dünyasiyla Çamisihli Ali tanistiriyor daha çok Veysel?i Pir Sultan Abdal, Karaoglan, Dertli, Rühsati gibi usta ozanlarin dünyalariyla tanisiyor böylece



?Âsik Veysel?in hayatinda ikinci mühim degisiklik seferberlikte baslamistir Kardesi Ali de cepheye gitmis, küçük Veysel kirik telli saziyla yalniz kalmistir Harp patladiktan sonra Veysel?in bütün arkadaslari, emsalleri cepheye kosuyorlar Veysel bundan da mahrum



Böylece münzevi olan ruhunda ikinci bir inziva da açilmistir Arkadassizlik acisi, sefalet, onu çok bedbin, umutsuz ve mahzun ediyor Artik küçük bahçesindeki armut agacinin altinda yatip kalkmakta, geceleri agaçlarin ta tepelerine çikarak içindeki derdini göklere ve karanliklara birakmaktadir?



O günlerini Asik Veysel söyle anlatir Enver Gökçe?ye;



?Eve girerim, yüzüm asik: anam babam halimi bilmez Ben onlara derdimi, dokunmasin diye, açamam Onlar benim kafa tuttugumu zannederler, bense derdimi dökmekten çekinirim, öyle ki, sazdan bile farir gibi oldum?



Bunda biraz Anadolu?da ?erkek oglan? olgusunun etkisi varsa, daha çok Veysel?in vatanseverliginin, vatana olan borcunu ödeme duygusunun agirligi vardir Sonradan söyle dizelestirir bunu:



?Ne yazik ki bana olmadi kismet



Düsmani denize dökerken millet



Felek kirdi kolumu, vermedi nöbet



Kiliç vurmak için düsman basina



Bugünler müyesser olsaydi bana



Minnet etmez idim bir kasik kana



Mukadder harici gelmez meydana



Neler geldi bu Veysel?in basina?



Veysel?in annesi ve babasi seferberlik sonlarina dogru ?belki biz ölürüz ve kardesi Veysel?e bakamaz? düsüncesiyle Veysel?i Esma adinda, akrabalarindan bir kizla evlendiriyorlar Esma?dan bir kiz, bir oglu oluyor Veysel?in Oglan çocugu daha on günlükken annesinin memesi agzinda kalarak ölüyor Veysel?in acilari bununla da bitmiyor; aksilikler, talihsizlikler üst üste gelmeye basliyor 1921?in 24 Subat?inda annesi bir gün ondan onsekiz ay sonra da babasi ölüyor Bu arada bag, bostan isleriyle ugrasiyor Köye de bir çok âsik gelip gitmekte, Karacaoglan?dan, Emrah?tan, Âsik Sitki, Âsik Veli gibi saz sairlerinden çalip söylemektedirler Köy odalarindaki bu âsik fasillarindan Veysel de geri kalmamaktadir



Agabeysi Ali?nin bir kiz çocugu daha olunca çocuklara ve islere bakmasi için bir azap (hizmetkar) tutuyorlar Bu hizmetkar ileride Veysel?in bagrinda açilacak baska yaranin sebebi olacaktir Bir gün Veysel hasta yatarken, kardesi Ali de keven toplamakta iken, Veysel?in ilk esi olan Esma?yi kandirarak kaçiriyor bu yanasma Veysel?in acili yasamina bir aci daha ekleniyor böylece



Karisi bir basina birakip gittiginde Veysel?in kucaginda henüz alti aylik kizi varmis Iki yil kucaginda gezdirmis Veysel onu, ne çare o da yasamamis



Bir siirinde dile getirdigi gibi:



?Talih çile kadar sözü bir etmis,



Her nereye gitsem gezer pesimde?



Bin katmerli acilar silsilesi kisacasi



?O artik alemden, bu diyardan uzaklasmak, göçmek isteyen bir ruh haleti içindedir 1928?de en iyi arkadasi olan Ibrahim ile Adana?ya gitmeye karar veriyorlar Fakat Sivas?in Karaçayir köyünde Deli Süleyman isminde birisi âsigi bu ilk seyahatinden vazgeçiriyor Veysel?i dinleyelim:



?Bu adam, saz çalarim dinler, söze baslarim keser Gideyim derim, ?ah kivra, çoluk çocuk aglasiyor, gel gitme? diye elime ayagima düser Nihayet dayanamadim, gitmiyorum vesselam diye bu seyahatten vazgeçtim?



Veysel?in köyünden ilk ayrilisi söyledir: Zara?nin Barzan Baleni köyünden Kasim adinda birisi Veysel?i köyüne götürerek iki üç ay beraber yasiyorlar Kendisini Adana?ya göndermeyen Deli Süleyman, Sivas?li Kalayci Hüseyin, Veysel?e yol arkadasligi ediyorlar Dönüste Veysel, Hafik?in Yalincak köyüne ve Zara?nin Girit köyüne ugrayarak 9 liraya güzel bir saz aliyor; Sivas?tan Sivrialan?a dönerlerken arkadaslari bir ?üç kagitçi? grubuna yakalanarak bütün paralarini kaybediyorlar Arkadaslari Veysel?in 9 lirasini da alarak kumara veriyorlar Veysel bu hadiseden bir müddet sonra Hafik?in Karayaprak köyünden Gülizar adli bir kadinla evleniyor?



1931 yilinda Sivas Lisesi edebiyat ögretmeni olan Ahmet Kutsi Tecer ve arkadaslari ?Halk Sairlerini Koruma Dernegi?ni kuruyorlar Ve 5 Aralik 1931 tarihinde de üç gün süren Halk Sairleri Bayrami?ni düzenliyorlar Böylece Veysel?in yasaminda önemli bir dönüm noktasi islemeye basliyor Denebilir ki, Veysel için AKutsi Tecer?le tanismasi hayatinda yeni bir baslangici isaretliyor



1933?e kadar usta ozanlarindan siirlerinden çalip söylüyor Cumhuriyet?in onuncu yildönümünde A Kutsi Tecer?in direktifleriyle bütün halk ozanlari cumhuriyet ve Gazi Mustafa Kemal üzerine siirler düzmüsler Bunlar arasinda Veysel de var Veysel?in günisigina çikan ilk siiri böylece ?Atatürk?tür Türkiye?nin ihyasi? dizesiyle baslayan siir oluyor Bu siirin gün yüzüne çikisi, Veysel?in de köyünden disariya çikmasi oluyor



O zaman Sivrialan?in bagli oldugu Agacakisla nahiyesi müdürü Ali Riza Bey, Veysel?in bu destanini çok begeniyor, ?Ankara?ya gönderelim? diye istiyor Veysel de ?Ata?ya ben giderim? diye vefali arkadasi Ibrahim ile yayan yola düsüyor Karakista yalinayak, basi kabak yola çikan bu iki ari gönül, bu iki insan örnegi, üç ay yol çigneyerek Ankara?ya geliyorlar Veysel Ankara?da konuksever tanidiklarin evlerinde kirkbes gün misafir kaliyor Destani Atatürk?e getirmek hevesiyle geldigini söylüyorsa da destani Atatürk?e okumak kismet olmuyor Esi Gülizar Ana: ?Ata?ya gidemedigine bir, askere gidemedigine iki; yanardi ki o kadar olur? diyor Ancak, Hakimiyet-i Milliye (Ulus) basimevinde destani gazeteye veriliyor Destan gazetede üç gün boyunca yayinlaniyor Bundan sonra da bütün yurdu dolasmaya, dolastigi yerlerde çalip-söylemeye basliyor, seviliyor, saygi görüyor



O günleri söyle anlatiyor: ?Köyden çiktik Yaya olarak Yozgat köylerinden Çorum-Çankiri köylerinden geçip üç ayda Ankara?ya gelebildik Otele gitsek para yok ?Nere gidek? Nasil Edek?? diye düsünüyoruz Dediler ki: ?Burada Erzurumlu bir Pasa Dayi var O adam misafirperverdir? O zamanlar Dagardi diyorlardi, (simdiki Atif Bey Mahallesi) orada ev yaptirmis Pasa Dayi Gittik oraya Adamcagiz hakikaten misafir etti Birkaç gün kaldik o zaman, Ankara?da, simdiki gibi kamyon filan yok Bütün isler at arabalariyla görülüyor At arabalari olan, Hasan Efendi adinda bir adamla tanistik O, bizi evine götürdü Kirkbes gün Hasan Efendi?nin evinde kaldik Gideriz, gezeriz, geliriz; adam yemegimizi, yatagimizi, herseyimizi saglar Dedim ki: -?Hasan Efendi biz buraya gezmek için gelmedik! Bizim bir destanimiz var Bunu, Gazi Mustafa Kemal?e duyurmak istiyoruz! Nasil ederiz? Ne yapariz??



Dedi ki: -?Vallahi ben böyle islerle ilgili degilim Burada bir milletvekili var Adi Mustafa Bey, soyadini unuttum Bu isi ona anlatmak gerek Belki size o yardimci olabilir?



Gittik Mustafa Bey?e derdimizi anlattik Öyle böyle bir destanimiz var Gazi Mustafa Kemal?e duyurmak istiyoruz ?Bize yardim et!? dedik



Dedi ki: -?Amaan! Simdi saire falan önem veren yok Kiyida kösede çalin çagirin Geçin gidin!?



-?Yok öyle degil dedik Biz destanimizi okuyacagiz, Mustafa Kemal?e!?



Milletvekili Mustafa Bey, ?okuyun da bir dinleyeyim bakayim? dedi Okuduk dinledi O zamanlar Ankara?da çikan Hakimiyet-i Milliye Gazetesi?yle konusacagini söyledi ?Yarin bana gelin!? dedi Gittik ?Ben karismam? dedi Sonunda kesti atti Biz ordan döndük geldik ?Ne yapsak?? diye düsünüyoruz Sonunda, ?Matbaaya biz gidelim? dedik Saza, tel alip takmak eski telleri yenilemek de gerekti Ulus Meydani?ndaki çarsiya, o zamanlar Karaoglan Çarsisi diyorlardi Saz teli almak için Karaoglan Çarsisi?na yürüdük



Ayagimizda çarik Bacagimizda sal-salvar, sal-ceket, belimizde kocaman bir kusak! Efendim polis geldi: -?Girmeyin? dedi ?Çarsiya girmek yasak!? Bizi tel alacagimiz çarsiya sokmadi



Polis: -?Yasak diyoruz Siz yasaktan anlamaz misiniz? Orasi kalabalik Kalabaliga girmeyin!? diye diretti



-?Peki girmeyelim? dedik Polisi güya salmis gibi yürümeye devam ettik Adam geldi, arkadasim Ibrahim?e çikisti ??Kafadan gayri müsellah misin? Girmeyin diyorum Beynini patlatirim senin!? diye çikisti



-?Beyefendi biz dinlemiyoruz! Biz çarsidan saz teli alacagiz!? dedik O zaman polis, Ibrahim?e: -?Tel alacaksan bu adami bir yere oturt Git telini al!? Neyse gitti Ibrahim teli aldi geldi Tel taktik Ama sabahleyin çarsidan da geçemiyoruz Sonunda matbaayi bulduk



-?Ne istiyorsunuz?? dedi müdür



-?Bir destanimiz var Gazeteye verecegiz!? dedik



-?Çalin bakayim; bir dinleyeyim!? dedi Çaldik dinledi!



- ?Ooo! Çok iyi? dedi ?Çok güzel?



Yazdilar ?Yarin gazetede çikar? dediler ?Gelin de gazete alin!? Orada bize telif hakki olarak biraz da para verdiler Sabahleyin gidip 5-6 gazete aldik Çarsiya çiktik Polisler:



- ?Oooo! Âsik Veysel siz misiniz? Rahat edin efendim! Kahvelere girin! Oturun!? dediler Bir iltifat basladi ki sormayin! Çarsida bir zaman gezdik Fakat yine Mustafa Kemal?den ses yok Dedik: ?Bu is olmayacak? Amma Hakimiyet-i Milliye Gazetesi?nde destanimi üç gün birbiri üstüne yayinladilar Mustafa Kemal?den yine ses çikmadi Köye dönmeye karar verdik Fakat cebimizde yol paramiz da yok Ankara?da bir avukatla tanismistik



Avukat: - ?Ben belediye baskanina bir mektup yazayim Belediye sizi köyünüze parasiz gönderir!? dedi Elimize bir mektup verdi Belediyeye gittik Orada bize dediler ki: - ?Siz sanatkâr adamsiniz Nasil geldinizse öyle gidersiniz!?



Döndük avukata geldik ?Ne yaptiniz??dedi Anlattik ?Durun bir de valiye yazalim!? dedi Valiye de dilekçe yazdi Valiye dilekçemizi imzalayip yine Belediyeye buyurdu Belediyeye ilettik Belediye bize: -?Yok!? dedi ?Paramiz yok! Sizi gönderemeyiz!? dedi



Avukat içerledi ve kahretti: - ?Gidin! Isinize gidin!? dedi ?Ankara Belediyesi?nin sizin için parasi yokmus; tükenmis!? dedi Acidim avukata



?Nasil edelim? Ne edelim?? derken bir de ?Halkevi?ne ugrayalim bakalim Belki oradan bir sey çikar? diye düsündük Mustafa Kemal?e gidemiyok Halkevine gidek Bu defa, Halkevine, bizi kapicilar birakmiyor ki girelim Orada dinelip duruyorduk



Içeriden bir adam çikti: -?Ne geziyorsunuz burada? Ne yapiyorsunuz?? diye sordu



-?Halkevine girecegiz ama birakmiyorlar!? diye cevap verdik



-?Birakin! Bu adamlar, taninmis adamlar! Âsik Veysel bu!? dedi



O içeriden çikan adam, bizi edebiyat subesi müdürüne gönderdi Orada: -?Ooo! Buyurun! Buyurun! Dediler Halkevinde bazi milletvekilleri varmis Sube müdürü onlari çagirdi: -?Gelin halk sairleri var, dinleyin? dedi



Eski milletvekillerinden Necib Ali Bey: -?Yahu dedi bunlar fakir adamlar Bunlara bakalim Bunlara birer kat elbise de yaptirmali Pazar günü de Halkevinde bir konser versinler!?



Hakikaten bize, birer takim elbise aldilar Biz de o Pazar günü Ankara Halkevi?nde bir konser verdik Konserden sonra cebimize para da koydular Ankara?dan köyümüze iste o parayla döndük



Plaga okudugu ilk türkü ise, Emlek yöresinin ünlü ozanlarindan Âsik Izzeti?nin:



?Mecnunum, Leyla?mi gördüm



Bir kerrece bakti geçti



Ne söyledi ne de sordum



Kaslarini yikti geçti



Soramadim bir çift sözü



Ay miydi gün müydü, yüzü



Sandim ki zühre yildizi



Savki beni yakti geçti



Atesinden duramadim



Ben bu sirra eremedim



Seher vakti göremedim



Yildiz gibi akti geçti



Bilmem hangi burç yildizi



Bu dertler yareler bizi



Gamzen oku bazi bazi



Yar sineme çakti geçti



Izzetî, bu ne hikmet is



Uyur iken gördüm bir düs



Zülüflerin kement etmis,



Yar bonuma takti geçti? siiridir



Köy Enstitüleri?nin kurulmasiyla birlikte, yine Ahmet Kutsi Tecer?in katkilariyla, sirasiyla Arifiye, Hasanoglan, Çifteler, Kastamonu, Yildizeli ve Akpinar Köy Enstitüleri?nde saz ögretmenligi yapiyor Bu okullarda Türkiye?nin kültür yasamina damgasini vurmus birçok aydin sanatçiyla tanisma olanagi buluyor, siirini iyiden iyiye gelistiriyor



1965 yilinda Türkiye Büyük Millet Meclisi, özel bir kanunla Âsik Veysel?e, ?Anadilimize ve milli birligimize yaptigi hizmetlerden ötürü? 500 lira aylik baglanmistir



21 Mart 1973 günü, sabaha karsi saat 330?da dogdugu köy olan Sivrialan?da, simdi adina müze olarak düzenlenen evde yasama gözlerini yumdu



Âsik Veysel?in yasamini özetlemek gerekirse, Erdogan Alkan?in su betimlemesi en güzel cümleleri olusturur: ?Kizilirmak soru isaretine benzer, Zara?dan dogar, Hafik ve Sarkisla?dan sonra Sivas topraklarini terkeder Bir yay çizip Kayseri?yi, Nevsehir?i, Kirsehir?i, Ankara?yi ve Çorum?u sular, Samsun?un Bafra ilçesinde denize dökülür, Âsik Veysel?in yasam öyküsü Kizilirmak gibidir Bir ucu Bafra?dadir, bir ucu da Zara?da Bafra?ya dek uzanan acili bir yasam Zara?nin dogusundaki Kizildag?in gür sulariyla beslenip sona erer?

Posted on Sun, 17 May 2009 17:47:41 +0300
12-22-2009 10:30 PM
Kullanıcının websitesini ziyaret et Bu kullanıcının gönderdiği tüm mesajları bul Bu mesaji bir cevapta alıntı yap
Konuyu Gönder  Mesaj önizleme 


Foruma Git:

Link Değişimleri
Biber Hapı Meksika Biber Kapsülü. | dekorasyon | mp3 dinle - | Lida Yosun Kapsülü ürünü hakkında bilgi içerir | muzikkeyfi.com | cep telefonları | ssk sorgulama |