| Sonuçlar : Bizi |
| Konu / Yazar | Etiketler |
| Bizi Tanımaz Oldun - Azərbaycan
| Oldun,
Tanımaz,
Bizi,
|
Bir Ramazân-ı şerîf ayında türbesinin inşâsı sırasında bu işle meşgul olanlar, oruç
olmaları sebebiyle kabri yanında ona karşı lâzım olan edebi tam gösterememişlerdi. Türbe
inşâsında çalışan ustalar edebe uymayan şekilde ayaklarını uzatarak oturmuşlardı. Yine
bir defâsında kabri yanında böyle ayaklarını uzatıp oturdukları sırada, Sâfî Efendinin
rûhâniyeti kendi sûretinde gözüktü. Ayaklarını uzatıp oturanlara tebessüm edip,
aralarından İbrâhim adındaki kimseye;
İbrâhim Bey! Artık sen büyüdün bizi tanımaz oldun. dedi.
Hemen yerinden fırlayıp;
Aman efendim ben kimim ki sizi saymayayım. diyerek, ağladı. Çok gözyaşı döktü. Sonra
ayaklarına kapanıp affetmesini istedi. O böyle ağlayıp yalvararak affetmesini isteyince onu
affetti. Kendinden öyle geçmişti ki, affedilince kendini toparlayabildi. Artık bu hâdiseden
sonra türbenin yanına yaklaşırken tâ uzaktan ayakta durarak edep gösterirdi. ...
|
| Bizi Hatırlayın! - Azərbaycan
| Hatırlayın!,
Bizi,
|
Rumelili yüzbaşı İbrâhim Ağa adında bir kimse Bolu'da bir müddet vazîfe yaptı. Memleketine
döneceği zaman Mustafa Sâfî Efendiyle vedâlaşmak için ziyâretine gitti. Vedâlaşıp
giderken yüzbaşı İbrâhim Efendiye;
Yolculuğunuz sırasında sıkıntıya düşerseniz bizi hatırlayınız. Selâmetle memleketine
ulaşırsın. dedi.
Yüzbaşı İbrâhim Ağa bir gemiye binip yola çıktı. Denizde bir müddet yol aldıktan sonra
fırtına çıkıp, bindiği gemi batmaya yüz tuttu. Yüzbaşı İbrâhim Ağa suyun dibine doğru
batarken Mustafa Sâfî Efendinin kendisine vedâlaşırken söylediği sözü hatırlayıp, Allahü
teâlânın izniyle Mustafa Sâfî Efendinin rûhâniyetinden yardım istedi. O anda Mustafa Sâfî
Efendi gözüküp onu elinden tuttu ve sudan çıkardı.
Sonra da;
Suyun üzerinde bağdaş kur otur! Korkma bir gemi gelip seni kurtaracak! buyurmuştur. Biraz sonra
bir gemi gelip onu kurtarmış ve memleketinin sâhiline götürüp bırakmıştır. Bu hâdiseden...
|
| Bizi Boş Çevirmez - Azərbaycan
| Çevirmez,
Boş,
Bizi,
|
Muhammed bin Câfer isimli bir genç anlattı:
Geçim sıkıntısı içindeydik. Bir gün babam;
Oğlum gel İmâm-ı Askerî hazretlerine gidelim. Onun çok cömert olduğunu söylüyorlar. Bizi
de boş çevirmez. Bir ihsânda bulunabilir. dedi.
Ben de
Peki, baba sen onu hiç gördün mü? deyince;
Babam:
Hayır diye cevap verdi.
Daha sonra beraber yola çıkınca bana;
Beş yüz akçe verse, iki yüz akçesi ile elbise, iki yüz akçesi ile de un, geri kalanla da
diğer ihtiyaçlarımızı alırız. dedi.
Ben de;
Bana da üç yüz akçe verse, yüz akçe ile elbise, yüz akçe ile yiyecek ve yüz akçesi ile de
merkep alıp, Kûhistan tarafına gitsem. dedim.
İmâm-ı Askerî hazretlerinin kapısına geldiğimizde, kapıya birisi çıkarak, babamı ve beni
ismimizle çağırdı ve içeri girdik. İmâm-ı Askerî hazretleri;
Şimdiye kadar niçin gelmediniz? diye sordu.
Babam da;
Perişan hâlimizle yanınıza gelmeye utandık. dedi. ...
|
| Murat İnce - Ayrılık Sevdi Bizi 2009 Full Albüm Ücretsiz İndir - Legend_Ghost
| İndir,
Ücretsiz,
Albüm,
Full,
2009,
Bizi,
Sevdi,
Ayrılık,
İnce,
Murat,
|


Albümdeki Eserler
1. Bize Kalan
Şiir: Murat İnce
2. Sevdim Seni
Şiir: Murat İnce Beste & Solist: Ahmet Şafak
3. Anadolum
Şiir: Murat İnce Beste: Volkan Sönmez
4. Çekil Git
Şiir: Murat İnce Beste: Ahmet Şafak Solist: Naşide Göktürk
5. Baba
Şiir: Murat İnce Beste: Ahmet Şafak
6. Herhangi Bir Şeyim
Şiir: Murat İnce Beste: Ahmet Şafak
7. Sitemim Sanadır
Şiir: Murat İnce Beste: Volkan Sönmez Solist: Ahmet Şafak
8. Karanlıkta Kalmışım Anne
Şiir: Murat İnce Beste: Ahmet Şafak Solist: Zeynep
9. Vatan Sağolsun
Şiir: Murat İnce Beste: Volkan Sönmez Solist: Ahmet Şafak
...
|
| Allahım!.. Bizi hem af, hem adam et!.. - MuHaMMeD
| et!..,
adam,
Bizi,
Allahım!..,
|
Duayı kabul eden, dilekleri veren, vermeyi murad edince el açtıran, ancak sevdiği kuluna dua
ettiren, sevmediklerinin elini ve dilini bağlayan ve kendisine yönelmekten alıkoyan
Allahım!..
Bizi affet!..
Biz, Sevgilinin nuruna lâyık olmaktan düştüğümüz için bu hale geldik.
O'na lâyık olabilmek kimsenin haddi değil... Fakat lâyık olunamayacağını bilmenin liyakati
herkesin vazifesi... İşte bu son inceliğe lâyık olamadığımız için bu hale geldik.
O nur öyle bir nur ki, lâyık olmakta, topyekûn zaman ve mekâna, bu dünyaya ve ötekilere malik
olmak var... Bu liyakatten düşmekte de, her türlü mahrumluk ve mahkûmluk...
Her türlü mahrum ve mahkûm olduk.
Bizi affet!..
O Nur'un vecd ve aşkı üzerimizdeyken, denizlere, yelkenleri ipekten ve çıpaları altundan
kalyonlar indirdik; karalara da, yolunu viraneye çevirmek yerine mamureye döndüren ordular
saldık. Padişahlara Ayağa kalk, kanun huzurundasın diye ihtar eden hâkimler yetiştirdik....
|